Küpe Çiçeği Yapımı

MALZEMELER: 2 renk, 4 cm. kalınlığında organze kurdele, 4mm kalınlığında yeşil renk majezik kurdele, 4-5 adet beyaz renk tohum, küçük boy tahta boncuk, kurdelelerin renginde sağlam dikiş ipliği ve kalın delikli iğne.

11909709_10153614276433817_751673063_n 11938698_10153614276463817_269462945_n    1. Adım: kurdeleleri 11cm. boyunda kesin ve uçlarının atmaması için çakmakla dikkatle yakın.

11350149_10153614276393817_141056641_n11944807_10153614276403817_1725774750_n 2. Adım: Kurdelenin iki ucunu biraz üst üste gelecek şekilde ortalayarak toplu iğne ile tutturun.

11933077_10153614352813817_1974735788_n11938805_10153614276488817_1605311366_n 3. Adım: Kurdelenin üst orta kenarından başlayarak, baklava dilimi şeklinde kenarlarından teğelleyin, ipi koparmadan biraz toplamak için uzunluk bırakın. İki renk kurdeleyi bu şekilde hazırlayın.

11944843_10153614276373817_1138243127_n11938766_10153614276473817_745710810_n11948087_10153614276398817_461795214_n 11992532_10153614276483817_305163062_n 4.Adım: yeşil kurdeleyi yaklaşık 30 cm. uzunluğunda kesin ve iki ucunu ters yönlere bükerek uçlarını birleştirin. Elinizle düzelterek muntazam bir şekil verin. Kalın uçlu iğneye geçirin ve sonra diğer ucundan küçük bir boşluk açarak tohumları geçirin. Daha sonra iğneye geçirdiğiniz sapı tahta boncuğun ortasından iki kere dolayarak sıkıca tutturun.

11948001_10153614276428817_2122090801_n11992630_10153614276493817_2022240720_n 5. Adım: hazırladığınız boncuğu kurdelenin orta birleşim yeri içe gelecek şekilde önce açık renk, sonrada yine şekilde koyu renk kurdelenin ortasından geçirerek ucundaki kalın iğneyi çıkarıp, düğüm atın.

11930706_10153614276478817_724259531_n6. Adım: Önce iç kısımda kalan açık renk kurdelenin ucunda bıraktığınız ipi iğneye geçirin ve muntazam bir şekilde, çok sıkı olmasın, büzerek dikin ve ipi koparın. Aynı işlemi 2. kurdele içinde yapın ve ipi koparın.Küpe çiçeğiniz hazır artık. .

11992136_10153614276368817_1496547981_n                                                                                                                                                Renk seçimleri sizin tercihiniz. bu çiçeği takı yapımında, dekoratif amaçlı ve tesbih yapımında kullanabilirsiniz ve kendi yaratıcılığınızı kullanıp bizlerle paylaşabilirsiniz. Ben bunlardan tesbih yaptım. Daha sonra tesbihin nasıl toplandığını da paylaşacağım sizlerle. Güzel günlerde kullanın.

Düşünceler İçinde

Deniz kıyısında bir kız
Seyre dalmış ufku dalgın mı dalgın
Ne insanın içini ısıtan güneş
Ne suda oynaşan güneşin ışıltıları
Değil hiç birinin farkında dalgın mı dalgın
Ne martıların çığlıkları
Ne suya dalıp çıkan karabataklar
Değil hiçbirinin farkında dalgın mı dalgın
Ne boğaz turu yapan teknelerden yükselen coşku
Ne denizde salınan balıkçı tekneleri
Değil hiç birinin farkında dalgın mı dalgın
Ne az ötede parkta oynayan çocuk sesleri
Ne yoldan geçen arabaların susmayan kornaları
Değil hiç birinin farkında dalgın mı dalgın
Ne ben buradayım diyen kız kulesi
Ne boğazın incisi
Değil hiç birinin farkında dalgın mı dalgın
Sanırsın denizin mavisiydi onu içine alan
Oysa bir çift mavi gözdü ruhunu saran

Sonbahar

Hüznün mevsimi sonbahar; neden hüzünle eş değerdir ismin? Neden neşe , sevinç seninle anılmaz da, hep hüzün gelir akla? Sararan yapraklar mı sence sebep buna, yoksa göz yaşları gibi yağan yağmurla mı? Ya da terk edilmişlikler mi yaşanır her sonbaharda? Tıpkı şarkıda söylediği gibi: her sonbahar gelişinde, sarı sarı yapraklarda, kuru dallar arasında, sen gelirsin aklıma… Oysa insan birini sevdiyse niye yalnızca sonbaharda hatırlasın ki… haksızlık değil de nedir bu bence sana? Sen de tıpkı diğer mevsimler gibi sıran geldiği zaman gelip, geçmiyor musun? Kendine biçilmiş zamanı, yine kendine nasıl biçildiyse tamamlamıyor musun? Söylesene; ben mi istedim yaprakların sararmasını; ben mi istedim yağmurların göz yaşları gibi sel olup akmasını, desene… haykırsana. Neden isyan etmezsin; neden sessizlik kaplar her yanını?

Anlatsana kendini; söylesene yaprakların, sarının bin bir tonuna büründüğünü…. güneşin renginin de altın sarısı olduğunu; kuruyup, dökülen yaprakların çıkardığı hışırtıların ahengini. Yağan yağmurların sadece göz yaşı olmadığını, yağmur altında sevgililerin ıslanmamak için şemsiye altında birbirlerine sımsıkı sarıldıklarını. Sularının biriktiği çukurlarda, yiyecekleri bütün zılgıtlara rağmen çocukların neşeyle zıpladığını… Evet ben sonbaharım; ben de sevinçlere, aşklara, hayallere tanıklık ediyorum desene.

Çikolatalı ve Çilekli Marble Cheesecake

MALZEMELER: Kullanacağınız kelepçeli kalıp 22- 24 cm. olmalı

TABANI İÇİN: 150 gr. bitter çikolata, 110 gr. tereyağı, 125 gr. toz şeker, 70 gr. un, 2 yumurta

DOLGUSU İÇİN: 500gr labne peynir, 150 gr. krema,200gr. bitter çikolata (ganaj için), 150 gr. pudra şekeri, 1 paket vanilya (varsa 5-6 damla sıvı vanilya), 6 adet yaprak jelatin, 200 gr. çilek püresi, 300 gr. taze çilek, 160 gr. kırık fındık.

TABANI: Tereyağını ocakta eritin. Yağı ocaktan alıp, içine çikolatayı atıp, eritin (Tereyağı ve çikolatalı karışım ganaj oluyor). Yumurtalarla, toz şekeri mikserle çırpın. erimiş yağ ve çikolatalı karışımı ilave edip, güzelce karıştırın. En son unu ekleyin ve topaklanmadan yedirin. Kelepçeli kalıbın tabanını yağlayın ve karışımı kaba yayın.160 derecede 15-20 dakika kadar pişirin. (Pişme süresini fırınınıza göre ayarlayabilirsiniz.)

DOLGUSU: Yaprak jelatinleri soğuk suda yumuşamaya bırakın. Yumuşayan jelatinlerin suyunu süzün ve kısık ocakta eritin. Labneyi, şekeri ve vanilyayı pürüzsüz bir kıvam elde edene kadar mikserle çırpın.Kremayı ekleyin. Çırptıktan sonra karışımı ikiye bölün.Bir yarısına ganajı diğer yarısına çilek püresini karıştırın. Fındığın bir kısmını üzeri için ayırn, geri kalanını iki yarıya ekleyin. Erittiğiniz jelatini de iki yarıya ayrı ayrı karıştırın. Bu iki yarıyı önceden pişirdiğiniz tabana ayrı ayrı boşaltın ve bir çatalla hafifçe birbirine çok karışmayacak şekilde bir kaç kere karıştırın. Buzdolabına atın ve en az 2 saat dolapta bekletin. (Bu tarifin dolgusu pişmiyor.) Üzerini çilek ve fındıklarla süsleyin. Afiyet olsun.

11796343_463735387132620_7522510754230789446_n

Çocuk

Çocuklar ölüyor bir bir
Halbuki daha çok
Oynayacak oyunları var
Daha çocuk onlar
Hayalleri var
Daha büyüyecekler
Sevecekler, sevilecekler
Daha çocuk onlar
Kimi doktor olacak
Kimi öğretmen
Hayalleri var
Hiç bir zaman
Gerçekleşmeyecek
Çocuklar, silahların gölgesinde
Çocuklar, pazarlık masasında
İnsanlar var
Ne insanlıkları kalmış
Ne vicdanları
Hayalleri çalınmış
Ölüyor çocuklar bir bir.

Araftayım

Neden, neden her mutluluk
Bir gün mazide kalır,
Neden her mutluluk bir araf?
Ne mutluluktur rotan,
Ne mutsuz olmaktır arzun.
Peki ama neden?
Neden hep böyle biter
Arkada dökülen inci taneleri,
Tarumar kalp kırıklıkları
Hep sonbahar, hep sonbahar…
Hiç mi gelmez ilkbahar,
Bir ömür böyle mi geçer
Hayat devam etse de
Yürek hep arafta mı kalır?

Okumaya devam et Araftayım

Belki Bir Gün

Belki bir gün,
Yolun düşerse bu şehre
Aklında ben olayım
Yine benimle yürü,
Beraber yürüdüğümüz yolları,
Yine benimle dolaş o sahilleri
Elim elinde olsun
Sıcaklığını hissedeyim
Ben elimi beline dolayayım
Yine sessizliğe gömülmüş
Konuşmadan konuşarak
Yarışalım zamana karşı
Sayarcasına dakikaları
Gün kızıla çalınca
Gelince ayrılık vakti
Ben sana el sallayayım
Sen arkamdan bana bak
Çok zor değil mi?
Biliyorum hiç olmayacak.

Bu bölümde sizlerle özellikle dikkatimi çeken, sizin de faydalanabileceğinizi düşündüğüm pratik yöntemleri paylaşacağım. Tabii ki bunlar benim keşfettiğim öneriler değil. Sadece okuduğum, ilgimi çeken paylaşımlar olacaktır.

Diş Macununun Bilinmeyen Faydaları:

Diş macunu bilindiği gibi sadece dişlerimizi temizlemez. Kararan metal takılarınızı bir bezle diş macunuyla ovarak temizleyebilirsiniz. Değerli taşlarınıza asla uygulamayınız.

Halınızdaki lekeleri yine diş macunuyla temizleyebilirsiniz. Yalnız önce küçük bir parçada deneme yaparak, halının rengini açmayacağından emin olun.

Su lekesi oluşmuş mobilyalarınızı nemli bir bezle sildiğiniz zaman lekelerin yok olduğunu göreceksiniz.

Tırnaklarınızda oluşan sarı lekelerden diş macunu yardımıyla kurtulabilirsiniz.

İstanbul’um

Hayatın ta kendisi
Yaşanmışlıklar, yaşanacaklar
Kimbilir ne sevdalar gördün
Ne ayrılıklara hüzünlendin
Çamlıca tepesinde boğazın mavilikleri
İçine çekerken seni
Ne hayaller kurmuştur aşıklar
Seyre dalarken mavi suları
Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı
Dile gelse de konuşsa kız kulesi
Aşıkların gözdesi
Bir başka tattır Galatada çay keyfi
Otururken dibinde kulenin
Anlamazsın nasıl akşam olmuş
Seyrederken geleni, geçeni
Çeşit çeşit insan, çeşit çeşit dil
Hele de yürümek o güvercin kalabalığında

Tam da Eminönü’nün kucağında
Mutluluğun ta kendisi
Buram buram baharat kokuları
Bıkmadan, usanmadan bağıran esnafı
Bilirsin ki Mısır Çarşısı
Kapalıçarşı mı; yok böyle bir dünya
O dükkan senin, bu dükkan benim
Girmişsin bir kere
Kolay mı çıkmak içinden
Sultanahmet Meydanı desen
Dört bir yandan yükselir ezan sesleri
Dört bir yanı tarih, o tarih ki alır götürür
Yüz yıllar öncesine seni
Balat’ı , Piyer Lotis’i
Nasıl da keyiftir, içerken çayını
Seyretmek Haliç’i
Atlamak mümkün mü
Adına şarkılar yazılan Aşiyan’ı
Gündüzü vızır vızır
Gecesi ışıl ışıl boğazın incilerini.
Yedi tepeli İstanbul’um
Kolay mı vazgeçmek senden
Seni bırakmak demek
Farklı mıdır elveda demekten
Bırakıp, gitmekten sevgiliyi
Sanma bırakabilirim seni
Sanma vazgeçebilirim senden
Sen benim anılarımın şahidi
Sen benim sevgili İstanbul’umsun.10404495_10153423064108817_1348545036131111338_n