Özür Dilerim

Özür dilerim ruhum sana ettiğim eziyetler; seni gereksiz sebeplerle yorduğum için! Özür dilerim seni savunmasız bırakıp; hoyratca ezmelerine izin verdigim için! Özur dilerim seni engin denizlerde, bir şişenin içine hapsettiğim; seyrederken gökyüzünü uzanmış çimenlerin üzerinde özgür bırakmadığım için! Özür dilerim ruhum seni olanca gücümle büyütüp, salıncaklardan kopardığım için! Ne dersin, cok mu geç kaldım artık seni salıvermek için?

Saklı Kentin Işıkları

Saklı kentler gibidir yürekler… herkes birşeyler sığdırır o narin sırça köşklerin içine! Uzandikca zamanın gerisine yolculuk, ya bir tebessüm gelir konar dudakların kenarına; ya kenetlenir dudaklar mühür vurmuşçasına. Bir damla parçası belki çöreklenip kalmıştır kıyıda köşede. Bir esinti, bırakırıverir belki bir şarkıyı kulaklara; belki de getiriverir bir kokuyu buram buram hasretlik kokan. Kimbilir neler neler… Saklı kentler gibidir yürekler!.. dalıp gider uzaklara bazen gözler; belki bir zaman gelir çıkırıverir gün yüzüne saklı kentin ışıkları!

İnsanlar İnsancıklar

İnsanlar tanıdım, ağlayanla ağlayan; insanciklar, ağlayana sırtını dönüp giden… İnsanlar tanıdım “söz gümüşse sūkut altın,” diyen; insancıklar, ağzından döküleni hiç duymayan… Sevginin en comertini vereni de gördüm; sevgiyi sadece kendisine saklayan insancıkları da… Insanlar tanıdım, doğruluktan şaşmayan; insancıklar tanıdım iki büklüm, çeşit çeşit maskeler yüzlerinde! İnsanlar, insanciklar!…
Şarkısı bile vardı. 😉

Sevmeyi Sevdim

Ben sevmeyi sevdim insanda, kedide, köpekte, çiçekte… verdiğim sevgi okyanus oldu kimi zaman; kimi zaman sel sularına karışıp kaybolup gitti. Kimi zaman beni benden öte yaptı; kimi zaman kim olduğumu unutturdu! Ben hep yüreğimle hareket ettim adı sevgi olunca; mantığım benden bir adım önde gitse bile. Cahildim, üzüldüğüm zamanlarım oldu! Piştim, Üzülmemeyi öğrendim! Herkes “şahsına münhasır” dedim. Ektiğini biçmenin doğru olmadığını gördüm. “Kalanlara can” dedim. Kediler,çiçek, böcekler aman alınmasın üstüne. Sözüm size değil. Aldığını vermekte üstünüze yok cömertlikte; sözüm meclisten dışarı. Ya insanoğlu! Benim için anlamak çok zor olsa da; adı sevgi olunca varsın mantığım arkamdan yürümeye devam etsin!

Hayat

Varsın hayat savursun arada. Fırtınalar katsın önüne; kökünden kopardığı ağaçlar gibi vursun yerden yere. Nasılsa hızını kesecek; yavaş yavaş sakinleşecek. Sonrası, süt liman ortalık. Kalkarsın ayağa; şöyle bir bakarsın sağa sola… nerden başlasam diye düşünür, tutarsın bir ucundan sükunetin! Arkası çorap söküğü gibi geliverir. Şafak sökerken her gün biraz daha tazelenirsin yenilenen gün gibi. Bakmışsın yeniden ayaklarının üzerinde, takılmaya hazırsın bitmeyen umutların peşine. Kim yememiş ki hayatın sillesini! Hayat bu, arada bir sever; arada bir döver! İstersen sürüklenir kaybolursun fırtınalarda; istersen şafak sökerken yeniden başlar, yürürsün yeni umutlara. Hayat bu…